Magazinsel Astroloji

MAGAZİNEL ASTROLOJİ

Astroloji dendiğinde aklınıza öncelikle gazetelerin “burç köşeleri” mi geliyor? Astrolojiyi bilimsel bulsanız da bulmasanız da, bu “ilm-i nücm”un ilahi bir ilim olduğuna inansanız da inanmasanız da, elinize geçen gazetede “burcunuzu” okuyor musunuz? Televizyonda astroloji ile ilgili bir program olduğunda, konuşulan konu bir an önce bitip sıranın sizin “burcunuza” gelmesini merakla ve hevesle bekliyor musunuz? O zaman, magazinel astroloji dünyasına hoş geldiniz!

Bir zamanlar zamanın hem matematikçisi, hem astronomu, hem hekimi, hem filozofu olan ilim insanlarının on parmağındaki on marifetten biri olan astroloji nasıl oldu da bu hale düştü peki?

Gazetelerde astroloji köşesinin yer alması 1930’da Prenses Margaret’in doğumuyla birlikte başlar; Sunday Express gazetesi editörü, prensesin doğum haritasına dayanan bir yazı yazmasını o dönemin ünlü astrologlarından Cherio lakaplı İrlanda asıllı William John Warner isimli bir astrologdan ister ancak Cherio müsait olmadığından bu görevi asistanlarından Naylor yapar ve “What The Stars Foretell For The New Princess” (Yıldızlar yeni prenses için neler söylüyor) isimli makale 24 Ağustos 1930’da yayınlanır. Bu makale o kadar ilgi görür ki gazete ondan bir yazı dizisi ister ve her hafta Naylor’ın bir yazısı okurlarla buluşur.

5 Ekim 1930 tarihinde Naylor’ın bir İngiliz uçağıyla ilgili tehlike uyarısında bulunduğu yazının yayınlandığı gün Hindistan’a gitmekte olan bir uçağın düşüşü gazetede büyük harflerle duyurulur ve Naylor’ın ünü artar. Bunun üzerine Naylor daha fazla okuyucu bulacağı bir yol arar ve burç bazında yorumlar yazmaya başlar. Kısa bir süre sonra herkes birbirine “Senin burcun ne?” diye sormaya başlar.

Artık her hafta What the stars foretell for this week(yıldızlar bu hafta için neler söylüyor) köşesi gazetedeki yerini alır. Bu astroloji köşesi  1940’a kadar varlığını sürdürür. Naylor’ın yorumları o kadar popüler olur ki insanlar artık onun söylediklerine göre hareket etmeye başlarlar.

Tabii bu arada Sunday Express’in rakibi The People da boş durmaz ve 1 Ekim 1933’te Plan with the Planets adlı bir köşe açar. Köşede insanın kendi kaderinin efendisi olduğuna dair bir bilgi notu yer alır ancak bakın astroloji de bunları söylüyor diye astroloji yorumlarına geçilir.

40’lı yıllarla birlikte artık birçok gazete ve dergide bir astroloji köşesi vardır. 1932-1950 yılları arasında ise her yıl ortalama bir burç kitabı çıkar. 1960 – 1970 yılları arasında da bu ortalama 2’dir.

Amerika’da da 1931 yılında ilk astroloji köşesi yayına girer. 1936’da da burç yorumları kendini gösterir. 1975’e gelindiğinde Amerika’daki gazetelerin %85’inde bir astroloji köşesi vardır ve artık her yerde “Burçlar ve Aşk” gibi çekici(!) ismi olan burç kitapları boy göstermektedir.

Görüleceği üzere popüler astroloji medya aracılığıyla gündeme gelen bir 20.yüzyıl icadı, bir pazarlama aracıdır. Zaman içinde bazı astroloji çevreleri astrolojinin Güneş burcuna yönelik yorumlarla sınırlı tutulduğu bu şekilde kullanımına karşı çıkmış ancak yapılan araştırmalarda gazetelerdeki astroloji köşelerinin okurların üçte ikisi tarafından okunduğu da bir gerçek olduğundan ve gazetelerin ticari kaygısından dolayı astroloji köşeleri varlığını sürdürmüştür, pek tabii ki benzeri kitaplar da. Amerikalı yazar ve astrolog Linda Goodman’in 1968’de yazdığı ve Burçlar ismiyle Türkçe’ye de çevrilmiş kitabı  The Signs New York Times’ın en çok satan kitaplar listesine giren ilk astroloji kitabı olur. 1978’de yayınlanan Love Signs (Burçlar Ve Aşk) adlı kitabı da yine en çok satan kitaplar listesine girer. Bu başarıda Linda Goodman’in akıcı ve edebiyat yönünden zengin dilinin de katkısı büyüktür.

Günümüze geldiğimizde artık sadece gazete, dergiler, kitaplar ve televizyon değil daha fazla kitleye ulaşmayı sağlayan internet de tüm imkanlarını astrolojinin emrine sunar ve 90’lı yıllarda ülkemizdeki astroloji severler Susan Miller ile tanışır. Susan Miller’ın 14 Aralık 1995’te kurduğu www.astrologyzone.comsitesi birçok insanın Merkür gerilemesini, Jüpiter’in  şans ve bereket gezegeni olduğunu, tutulmaların astrolojik manalarını  öğrenmesine; astrolojiyi daha yakından tanıma arzusu duymasına ve aylık yorumları okuyabilmek için her ay başının gelmesini iple çekmesine vesile olur.

Ülkemize baktığımızda bir dönem astrolojiye dair hiçbir bilgisi olmayan kişiler astroloji köşelerini yazmış, o köşelerin kimin tarafından kaleme alındığı bilinmemiştir. Yılmaz Özdil’in de gazeteciliğe ilk başladığı yıllarda yazı işleri müdürü tarafından  “burçları yazma” görevine atandığı yazarın kendi ağzından anlatılmıştır. Yazarın bunu anlattığı yazıdaki aşağıdaki bölüm trajikomiktir:

Neyse…Hangisi Yengeç ’tir, hangisi Terazi’dir, gününe ayına bakmadan Allah ne verdiyse döşeniyordum. “Negatif ilişkilerden uzak durun, bugün bi sürprizle karşılaşacaksınız, kıskanılıyorsunuz, Jüpiter’in etkisine dikkat” filan…Oğlak olduğum için, öyle bir Oğlak yazıyordum aklınız durur. Herkes Oğlak olmak istiyordu. Müdür Balık’tı. Ne karaktersizliği kaldı Balık’ın, ne cimriliği, cinsel sorunları olduğunu yazıyordum. Meğer okuyormuş…Bi akşam üstüme saldırdı, kendi kaderimizle oynamamak için mecburen değiştirdik Balık’ın kaderini.

Astroloji bilen insanların, astroloji eğitimi veren kurumların artmasıyla birlikte gazetelerde bu işi gerçekten iyi bilen astrologlar da yazılar yazmaya, köşeler hazırlamaya başlamıştır. Örneğin; Yasemin Boran ve Ata Nirun bir dönem Hürriyet’te astroloji köşesini hazırlayan isimlerdir. Türkiye’de astrolojinin bugün geldiği noktaya ulaşmasında büyük katkısı olan Hakan Kırkoğlu uzun yıllardır Milliyet’in astroloji köşesi yazarıdır. Daha birçok gazetede artık astroloji bilen insanlar astroloji köşelerini kaleme almaktadır. Örneğin, Astroloji Okulu mezunlarından Samiye Özbaş Soysal da Vatan gazetesinde astroloji köşesini hazırlamaktadır.

Popüler astrolojiyi ister tasvip edin ister etmeyin günümüzde sosyal medyada ve televizyonlarda astrolojinin yer almasının tek nedeni işin magazin kısmıdır. Televizyona çıkan, bir seminer veren astrologlara ve hatta tüm astroloji öğrencilerine eninde sonunda sorulan soru “peki bundan hangi burç ne şekilde etkilenecek?”, “bir de benim burcumu anlatsanız”, “bu yıl biz Akrepleri neler bekliyor?” şeklinde sorular sorulur. Genel beklenti bu yöndedir zira medyanın gerçek astroloji anlatma ve öğretme gibi bir derdi yoktur. Astrolojin aslında ne tür bir ilim olduğunu anlatmak Astroloji öğrencisinin görevidir.

Neyse ki artık astroloji bilen, astrolojinin derin bir ilim olduğunun farkında olan, kimseye kader belirleme derdinde olmayıp insanların özlerindeki potansiyeli fark etme fırsatı sunan, popüler kültürün hizmetinde olmak gerektiğinde dahi bunu bilgi ve bilgelikle yapabilecek  çokça insan var.  Astrolojinin ehil kişilerin elinde olduğunu bilmek güzel.

Siz siz olun, içinizdeki Güneş’i takip edin! Astrolojiyi muhteşem potansiyellerinizi farketmeniz ve bunları hayata geçirecek gücün yalnızca sizin elinizde olduğunu görebilmeniz için bir araç olarak kullanın, sorumluluğu üzerinizden atıp “ne yapayım, Merkür geriliyor” gibi bahanelerinin ardına saklanmayın. Zaman, kehanetler ardına saklanmak, feleğin kurbanı veya kölesi olmak değil içimizdeki kamil insan olma potansiyelini ortaya çıkararak kaderimizin efendisi olmak zamanıdır. Zaman, sorumluluk almak ve bilinci yükseltme zamanıdır.

Astrolojinin periyodik burç yorumlarının çok daha ötesinde muhteşem derinliği olan bir sisteme dayandığını, vahye dayalı bir ilim olduğunu ve kainatın ve insanın aşk ile var olduğunu anlattığını ve tek derdimizin sevgi realitesini gerçekleştirmek olduğunu  her gün daha fazla insan farketmesi ümidiyle…