2009’da Dünya ve Türkiye

 

Tarih ve Tekerrür

 

Astrologlar, gezegenlerin Güneş etrafında tekrarlayan dönüşlerini gözlemleyerek ve Dünya üzerindeki olaylarla bu döngüleri arasındaki ilişkiyi ve tarihsel döngüleri araştırır.

Tarihteki döngüleri öğrenmenin amacı, aynı hatalara ve tuzaklara tekrar düşmemizi engelleyebileceği düşünülmesidir. İlerlemekte olduğumuz dönemin benzerlerinin tarihte daha önce de tekrarlamış olduğunu bilimsel teoriler bize gösteriyor olduğuna göre, şimdi öncelikli amaç tekerrürlerin zamanlamasını yapmak ve bu kez nasıl farklılıklar oluşacağını saptamaya çalışmak olmalıdır. Bir sözü her zaman çok değerli bulmuşumdur “Geçmişini bilmeyen, geleceğini bilemez”. Öyleyse işin bu noktasında mutlaka astroloji de sahnede olmalıdır!

 

Tarihsel perspektiften bakıldığında, tüm gezegensel döngülerin önemi olmakla birlikte, kolektif yaşam açısından Satürn, Uranüs ve Plüton’un içinde yer aldığı üç döngü en önemli ve etkili olanlarıdır. Bu gezegenlerin birbiriyle irtibatları, yani döngüleri insanoğlunun toplum ve kültür içindeki evrimiyle, kolektif yaşam ile ilgili değişimlerin, gelişmelerin habercisidirler. Bu üç gezegenin döngülerini birer çalar saat gibi görebiliriz. Bu üç saatin alarmları çok sesli çalar ve bizi kolektif uykumuzdan uyandırarak, değişim zamanlarını haber verirler. Tüm bu alarmlar aynı anda çaldığında ise, insanlığın ve medeniyetin çalkantılı bir değişim döneme gireceğini ve uç noktalarda değişimin ve evrimsel gelişimin kaçınılmaz olduğunu haber verirler. Gezegensel döngüler, bizim neslimizin yaşayacağı önemli bir evrimsel dönemecin eşiğinde olduğumuzu işaret etmekte, alarm zilleri çalmakta, önemli değişim zamanlarının yaklaşmakta olduğunu haber vermektedir!

 

Çelişkiler ve Değişimler Yılı

 

2009 yılı Satürn ve Uranüs etkilerinin hakim olacağı bir yıl olacak. Bu ikili yıl boyunca birbirlerinin karşısında hareket ediyor olacaklar. Bu karşıtlık realite olarak görülen kalıpların yıkılmaya başlayacağı, insanoğlunun aydınlanmasını tetikleyecek, bilinç düzeyini yükseltecek gelişmelerin ortaya çıkacağı zamanlarda olduğumuzu gösteriyor. Önümüzdeki iki yıl boyunca insanoğlu, özellikle bilim dünyasında ve teknolojilerde yaşayacağı hızlı gelişmelerle varoluşunun nasıllığını ve evrendeki yerini idrak edebilmek için tüm sınırlarını zorlayacak. Bilim ve teknik alanında önemli gelişmelerin yaşanacağı, eskimiş ve bilindik kalıpların yıkılacağı, şaşkınlık ve hayretle izleyeceğimiz bir sürece doğru ilerliyoruz.

 

Tarihte bu döngüde yaşananları başlıklar halinde toparlarsak:

 

•          Ekonomik krizler

•          Güçlü görünen ulusların düşüşe geçşesi

•          Kurumların bazılarının da çöküşü

•          Ekonomik çürüme, bozulma ve reforme edilmesi

•          Mutlakiyet ve demokrasi, konuşma özgürlüğü ve bastırılma arasındaki gerilim

•          Orta yol inançlarına (Satürn) karşı isyankar çıkışlar (Uranüs)

•          Muhafazarlıktan radikalliğe dönüşüm veya tam tersi

•          Çevresel, ekolojik ve insani konuların ihmali

•          İnsan hakları konusunda protestolar

•          İşçi-işveren arasındaki huzursuzluklar

•          Bilimsel konular, genetik, biyoteknoloji, mekanizasyon, uzay teknolojisi, nükleer enerjide reform, yeni keşifler

•          Nükleer silahlanmanın yarattığı stresler

•          Geçmişi muhafaza etmek ile geleceğe yönelmek arasında çelişki

 

Eskiye Dönüş Mümkün Olmayacak

 

2009 yılı Ekim ayından itibaren güçlü bir şekilde Satürn-Plüton döngüsünün etkisine girmeye başlayacağız. Plüton kaçınılmaz görünen değişimi ve dönüşümü ifade eder. Yıkım ve ardından gelen yeniden doğuşun arketipidir. Yepyeni bir şeylerin hayat bulması için, halihazırda var olan bir şeylerin sona ermesi gerekmektedir. Satürn, kurulu ve hiyerarşik düzenle, kültürel kurumlarla, kabul görmüş bilimsel ve ekonomik kurallarla, iş dünyasıyla ilgilidir. Satürn’ün jenerasyon gezegenlerinden aldığı sert açılarda ekonomik düzen ve iş dünyası sarsıntı yaşar. İçinde bulunduğumuz Satürn-Uranüs döngüsünde yaşanan sarsıntılar, bir şeylerin çürüme ve bozulmasıyla başlayan sürecin devamında, 2009 yılı sonunda etkisine gireceğimiz Satürn-Plüton döngüsünde artık çöküşe doğru ilerleme aşamasına geçilir. Şirketler ve devletlerdeki bozulma, uluslar arası kriz ve ikilemler en çok bu dönemlerde görülür. Bu birkaç yıl süren dönemi bir sıkıntı ve gerilim atmosferi takip eder. Bu dönemler bir devrin sona erişi niteliğindedir. Plüton Oğlak burcunda hareket etmekte olduğundan, bildiğimiz düzenlerin dönüşüm geçireceği zamanlardayız. Bu döngülerde ne kadar bu düzenlere tutunmaya çalışırsak çalışalım, değişim enerjisi o kadar güçlü hale gelir ve kontrolü ele alır. Ta ki dönüşüm tam anlamıyla gerçekleşene kadar! Sona ermesi gereken şeyleri ne kadar hızla ter edersek yeni oluşumlar o kadar çabuk hayata gelir.

Satürn Plüton döngülerinde büyük ekonomik zorluklar, yönetimlerin ekonomiyi yönetmelerinde başarısızlıklar da görülmüştür.

Suiismimalci Liderler Ortaya Çıkabilir

İnsanoğlunun karşılaştığı en zorlu ruhsal deneyimlerin Satürn-Plüton döngülerinde yaşanmıştır diyebiliriz. Astrolojide bu iki gezegen de kötücül etkilerin ağırlıkta olduğu nitelendirmelerle anılırlar. Her ikisi de ölümle, korkuyla bağdaştırılırlar. Bu ikilinin sert açıları, sadece içimizdeki korkuların açığa çıkmasına değil, aynı zamanda diğer insanlardan korkularımızın da su yüzüne çıkmasına sebep olur. Satürn-Plüton döngüsü temel anlamda otoriter ve totaliter etkilerin güçlenmesini beraberinde getirir. Diğer insanların korkularından faydalanarak, onlar üzerinde hakimiyet kurma eğilimi artar. Bu döngülerde diktatör ve halkın güvenini suiistimal eden liderler ortaya çıkmıştır. Hitler ve Mussolini bunlardan iki tanesidir. Bu liderler ulusların yıkıcı yollara başvurmalarına neden olacak etkiler yaratmışlardır. Benzer şekilde ortaya çıkacak liderler önce ümit ve gelecek vaad ederek, sorunları çözeceklerini öne sürerek ortaya çıkabilir, kendi toplumlarının korku ve endişelerini suisstimal edebilirler. Devletlerin mevcut liderlerin kendi toplumlarını kontrol etmek için daha sert önlemler almasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabilir. 2009 sonunda gireceğimiz bu döngü iki yıl sürecek. Baskı yolu ile iç güvenliği sağlamaya çalışma ve bunu mazeret şeklinde ortaya koyarak alınan acımasızca tedbirler, faşizm ve terörle sert mücadele bu fazın ana özelliklerindendir. Kitle imha silahlarının tehdit oluşturacağı bir döneme ilerliyor olabiliriz. Kontrol ve birliği sağlamak zor olabilir. Bunu sağlamayı taahhüt eden otoriteler kişisel özgürlükleri kısıtlayıcı ve baskıcı yönetim uygulayabilirler. Böyle bir dönemde ekonominin altüst olması da şaşırtıcı değildir.

Aşırı Milliyetçilik, Muhafazakarlık ve Savaş Döngüsü

 

Satürn-Plüton döngülerinin etkin olduğu dönemlerde milliyetçilik temasının vurgulu bir şekilde ortaya çıktığı, uç noktada yabancı düşmanlığı ve ırkçılığa varan eğilimler görülmüştür. Bu zamanlar siyasi ve sosyal konuların beyaz ve siyah olarak görüldüğü zamanlardır. Etnik temizlik kavramı Satürn-Plüton kombinasyonuna özgüdür. Bu döngülerde gücün karanlık yönleri ve merhametsizce kullanımı devrededir. Şiddet ve baskının organize bir hal alması gibi uzun süreli travmatik etkileri aktive olur. Kitlesel olaylar, büyük yıkımlarla sonuçlanan savaşlar ortaya çıkabilir. Nitekim tarihte Satürn Plüton döngülerinin pek çok kez savaşlara ve kitlesel şiddete denk geldiğini görürüz. Örneğin Satürn Plüton kavuşumunun 1618 yılında başlayan döngüsüne 30 yıl savaşları denk gelir. 30 yıl savaşlarının sonlandığı 1648 yılına ise yine bir Satürn döngüsü denk gelir. Ne kadar ilginçtir ki 1914 yılı ile başlayan döngüde 1. Dünya savaşı denk gelmiş, yaklaşık 30 yıl kadar sonrasında gerçekleşen Satürn Plüton karesinde 2. Dünya savaşı başlamıştır. Bu döngü soğuk savaş dönemine de damgasını vurmuştur. 11 Eylül 2001’de İkiz Kuleler bombalandığında Satürn Plüton karşıtlığı vardı. Bu dönemlerde toplumların dini bakış açısını manipüle edecek otoritelerin etkileri ile iç içe geçmiştir. Tarihte Haçlı seferleri, cihatlar ve kutsal savaşlar ilan edilmesi bu dönemlerin karakteristik özelliğidir.

Yakıt Krizi Kapıda

2009 yılı sonlarında gireceğimiz Satürn-Plüton döngüsünün tarihsel geçmişine baktığımızda özellikle de Orta Doğu’da petrol krizi yaşandığını görürüz. Bu döngü 1973-74 yıllarında yaşandığında İsrail-Arap Savaşı sonrasında Arapların petrol satışında kısıtlamaya gitmeleriyle, dünyada bir enerji krizi oluşmuş. Ardından fiyatların aşırı yükselmesi gıda maddeleri de dahil olmak üzere tüm ithal ürünlerin fiyatının artmasına, ısınma sorunlarına neden olmuş. Bu fiyat artışları bilhassa Batı Avrupa'da ve Japonya'da bir paniğe sebebiyet vermiş. Yine bu döngünün etkin olduğu 1990-91 yıllarında Körfez Krizi esnasında da Orta Doğu’da petrol problemi vardı. Benzeri şekilde yine Orta Doğu petrol yüzünden gerginlikler ortaya çıkabilir. Petrolün fiyatındaki iniş çıkışlar devam edebilir. 2009 ve 2010 yıllarında petrole alternatif doğal kaynaklar üzerine ivedilikle gidilmek zorunda kalınacak. 2009 yılında ve 2010’un ilk yarısında petrolden dolayı sıkıntı çekeceğiz. Ulaşım ve nakliye pahalılaşması sürpriz olmaz. Doğal gazda da benzeri sıkıntılar yaşanabilir.

 

Tarihte bu döngüde yaşananları başlıklar halinde toparlarsak:

 

•          Anarşinin bastırılması güç olabilir

•          Misilleme, kışkırtma, potansiyel şiddet

•          Baskı yolu ile iç güvenliği sağlama, acımasız tedbirler

•          Kolektif korkular dolayısı ile gerçek veya hayali tehditlere karşı agresif-defansif tepkiler

•          Dünya ekonomisinin hızla küreselleşmesinin getirdiği, piyasaların çabuk tepki vermesinin yaratacağı zorluklarla mücadele

•          Kurlarla ilgili spekülasyonlar, karşılıksız para, borçların artması

•          Ekonomide sömürünün neticesi olarak ekonomik çöküş, küresel durgunluk

•          UFO gözlemlerinin artması, paranormal olayların sayısında artış

Sıra Dışı Gelişmeler (UFO’lar)

2009 yılından itibaren Devletler sadece diğer devletlere karşı değil, aynı zamanda dış faktörlere karşı da önlemler almaya başlayacaklar. Örneğin İsrail dünyaya çarpması muhtemel göktaşları için kendi bünyesinde önlemler alma çalışmalarına başladı bile. Bu konunun ne kadar önem taşıdığını 2010 yılı ortalarından itibaren daha iyi anlayacağız.

ABD’li bilimadamları, zeki uzaylı varlıklarla ilk temasın da 2009'da gerçekleşeceğini iddiaediyor.

 

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=59339&cat=200&dt=2008/03/05

2009 yılı içerisinde böyle bir durumla karşılaşacak mıyız gerçekten? Satürn Plüton döngüleri UFO görüntülerinin arttığı ve kamuoyunun dikkatini çektiği dönemleri de kapsar. Sonbahardan itibaren bu iki gezegenin açısal irtibatları güçlenecek. Aslında ben bu tip gelişmelerin daha ziyade şu an içinde bulunduğumuz Satürn-Uranüs periyodunda belirginleşeceğini tahmin ediyorum. Satürn geleneksel kalıplarımızı ve alıştığımız şeyleri, Uranüs ise bize sıra dışı gelen şeyleri anlatır ve uzayla ilişkilendirilir. Bu döngülerde bize sıra dışı gelen şeyleri deneyimleriz. Satürn Uranüs karşıtlığı 2009 Şubat ayında ikinci defa kesinleşiyor. 26 Ocak’ta Kova burcunda Güneş tutulması olacak ve tutulma Jüpiter ile birleşecek. Yılın ilk çeyreğinde Jüpiter Kuzey Ay Düğümü ile Kova burcunda kavuşum yapacak. Kova burcunda Jüpiter Kuzey Ay Düğümü kavuşumu da bize yabancı gelen şeylerle irtibatımızın olacağını gösterebilir. 26 Ocak’ta Kova burcunda gerçekleşecek tutulmanın Jüpiter ile irtibat kuracak olmasını, bilimsel, teknolojik ve anlamda önemli gelişmeleri de beraberinde getireceğini düşünüyorum. Buna uzay bilimleri ile ilgili gelişmeleri de dahil edebiliriz. Yılın önemli bir kısmında Kiron, Kuzey Ay Düğümü, Neptün Kova burcunda lacak. Bilgi edinme yoluyla ruhsal ve fizikötesi konular hakkında algımız v e bilgimiz artacak. Bu şartlarda neden 2009 olmasın?

UFO’larla ilgili konuların Jüpiter Uranüs’ün Koç burcunda kavuşum yapacağı 2010 yaz aylarından itibaren daha da belirginleşeceğini düşünebiliriz. Zira Jüpiter “Yabancılar” demektir ve Uranüs ile kavuşumu “Uzaylı Yabancılar” olarak okunabilir. Bu ikilinin kavuşumunun Satürn ve Plüton ile irtibat kurmasını bir “Kuantum Sıçraması” gibi görebiliriz.

İşçi Grevleri-Vergi Protestoları

Satürn 2009 yılının Ekim ayı sonlarına kadar Başak burcunda kalacak. Başak’taki Satürn fiziksel olarak çok çalışma ve üretme ile ilgilidir. 2009 yılının büyük çoğunluğunda çok çalışıp az kazanabiliriz. Bu da bizi isyankar çıkışlara itebilir (Uranüs). Çalışanlar eşit haklar isteyecekler. Satürn kuralları, kanunları, itaati sembolize ederken, Uranüs kurallara karşı çıkmayı, düzensizliği ve özgürlüğü sembolize eder. Bu şartlarda bu yıl çok çalışıp emek verenlerin haklarını yeterince alamadıklarını düşünüp düzene baş kaldırma eğilimleri artabilir.

Sosyal Adalet ve Hukuk Sistemi

29 Ekim 2009’da Satürn Terazi burcuna girecek. Terazi burcu politika ile ilişkilendirilir,eşitliğin, dengenin, adaletin temsilcisidir. 2009 yılı sonundan itibaren adalet ve hukuk sisteminin iyileştirlmeye çalışılacağı, denge yaratılması için gayret sarf edileceği muhakkak. Jüpiter de Kova burcunda olacağından, hukuksal konularda, sosyal adalet ve insan hakları konularında iyileştirmeler bekleyebiliriz. Ama adalet mekanizmasının sağlanması ve duruma müdahalede geç kalınması, yıkıcı isyanları da beraberinde getirebilir. Zira isyankar Uranüs, 2010 yılından itibaren erk tanımaz Koç burcunda olacak. Bireysel çıkışlara (Uranüs Küç’ta) otoritenin müdahalesi (Plüton Oğlak’ta) zorunlu hale gelebilir. Uzun dönemli politikalar düzensizleşebilir. Önümüzü görmemiz zorlaşabilir. Plüton’un da devrede olması, özellikle vergiler konusunda sorunlar yaşanacağını gösteriyor. Halkın ya da sokaktaki insanın zenginliğe ve adaletsizliğe baş kaldırma ihtimali yüksek. 1993-94 yıllarında Satürn Plüton karesi varken Amerika’da Demokratların politikalarına ve vergilere karşı çıkış vardı. Yine protestolar, grevler yaşanabilir.

Yılın Son Çeyreğine Dikkat!

2009 yılının ilk üç çeyreği nispeten daha iyi, ama 2009 Ekim ile 2010 Nisan ayları arası oldukça gergin gözüküyor. Bu tarih civarında adalet ve dengenin oturtulması konusunda büyük çaba sarf edilecek. Satürn 2010 Nisan ayında tekrar geri hareketle Başak burcuna dönüyor ve Uranüs’ün karşısına geliyor. Ardından tekrar Temmuz 2009’da Terazi’ye geçerek 0 Koç Noktası’nı aktive edecek. Bu kez Jüpiter ve Uranüs de Koç burcuna geçecekler ve gökyüzü oldukça gerginleşecek. Temel değerlerimizi, neyi önemsediğimizi, gerçekte neden beslendiğimizi keşfetmeye başlayacağımız zamanlar olacak bunlar.

Satürn 29 Ekim 2009’da Terazi burcuna geçiyor ve 0 derece Koç Noktasına kare yapıyor. Hemen ardından Plüton ile burç bazında da kare yapıyor. Bu tarih civarından itibaren politik çalkalanmalar riski oldukça artmaya başlıyor. Bu sert etkiler Uranüs’ün ateşli bir burç olan Koç’a giriş yapmasıyla 2010 yaz aylarında daha da artacak. 1930’lu yıllarda da Uranüs Koç burcundaydı. Bu yıllarda yaşanan Büyük Depresyon’un dünyada yarattığı etkileri hepimiz biliyoruz.

2009 ve 2010 yılları eski düzenin korunmaya çalışılacağı dönemler olacak. Çünkü çok fazla Satürn doğasında etki hakim olacak. Plüton Oğlak burcunda ve Satürn de yüceldiği Terazi burcunda güçlü konumda. Ama jenerasyon gezegenlerinin Satürn’e sert açıları, varolan düzenin değişmesi gerektiğini gösteriyor. Eski yapıları korumak kolay olmayacak. Artık geri dönülemez değişimlere doğru ilerlendiği anlaşılacak.

2009 ekstremlerin yılı olabilir. Satürn’ün Uranüs ile sert açısının devam ediyor olması, Plüton karesinin de giderek yakınlaşıyor olması, yılın son çeğreğinde piyasalarda yaşanan finanssal huzursuzlukların ekonomik depresyona dönüşmesine, devletlerin güttükleri politikaları değiştirmeye başlamasına ve birbirleriyle ilişkilerinin gerginleşebileceğini gösteriyor. Derin bir resesyona düşme ve hatta bunun ekonomik depresyona dönüşme riski var. Satürn ve Plüton 2001 yılındaki karşıtlıklarının ardından, 2009 yılı sonlarında karelerinin kesinleşmeye başlayacak olması benzer olayların tekrar yaşanabileceğine işaret ediyor. Rusya ile ABD arasında soğuk savaş rüzgarları esebilir. Soğuk savaş döneminde olduğu gibi casuslar ortaya çıkabilir ve komplo teorileri ortaya atılabilir.

Zorlayıcı bir süreçte giderek ilerlemekte olduğumuz bir gerçek. Bütün bunlarla er ya da geç yüzleşmemiz gerekecek. Ama bizim bu sürece vereceğimiz tepkiler, geleceğimizin nasıl oluşacağının belirlenmesinde önemli pay sahibi olacağı da bir gerçek. Savaşların bir çözüm olmadığını, tek başına hiçbirşeye sahip olamayacağımızı, kaynaklarımızı paylaşmamız, birlikte yönetmemiz gerektiğini, etrafımızdaki doğaya, bitkilere, hayvanlara ve en nihayet birbirimize sahip çıkmamız gerektiğini farkeder etmez kendimizi daha iyi koşullara yönlendiririz. Böylelikle dünyanın işlevsiz yanlarını görerek bu gezegeni nasıl yapıcı bir şekilde kullanmamız gerektiğini öğrenebiliriz. 

Endişe ve Umut Bir arada

Bu karamsar tablo içerisinde hiç mi ümidimiz yok? Pek tabii ki var!

 

Satürn karamsarlık ve endişe ile ilişkilidir. Tam karşısında transit etmekte olan Uranüs ise karamsarlık ve endişeye düşmandır. Yaratıcılık ve değişim sayesinde sorunlara çözüm bulma ve alternatif getirmeyi sembolize eder. Buna ilaveten, Kova burcunda hareket edecek olan Jüpiter de insanlık adına umut verici gelişmelerin de bir taraftan devam edeceğini gösteriyor.

 

2009 yılında tüm dünyanın umutları yeni liderlere dayanıyor olacak. Bu liderler bu yıl dünyanın umduğu hayallerin gerçekleşmesi yolunda önemli adımlar atabilirler. Şüphesiz bu liderlerin başında Obama geliyor. Yükselen burcu Kova olan Obama için, eğer değerlendirebilirse, tam bir fırsat yılı. Başarılı olamazsa, tam bir hayal kırıklığı yaşanabilir. Özgürlüğüne düşkün bir burç olan Kova, toplumu olması gerektiğini düşündüğü şekilde değiştirebilme özgürlüğüne sahip olmaktan hoşlanır, ama özgürlük anlayışı kendininkinden farklı olanların özgürlüğünü ilan etmesinden pek hoşlanmayabilir.

 

2009 birçok liderin biraraya gelerek günümüzün tehditlerine karşı yeni politikalar belirleyecekleri bir yıl olacak. Kitlelerin inanma istekleri ile liderlerin hayal edebildiğimiz yüksek ideallere ulaşmak için işbirliğine hazır olmaları bu durumu kolaylaştıracak. Bir taraftan kriz yaşanırken, diğer taraftan inanç ve umut hakimiyetini sürdürecek. Bu Kova burcundaki Jüpiter’in bize vaat ettiği bir şey. Olumlu düşünme ve destekleyici fikirler ve toplumcu hareket etmek sayesinde bazı sorunların üstesinden gelmek mümkün olacak. Kova burcundaki Jüpiter sadece kendini mükemmel hale getirmekle yetinmez, toplumu da bu seviyeye taşımak ister. Kova sosyalleşmiş egonun burcudur; egosunu grup içinden alır ve grubun çıkarlarını kendi çıkarları olarak görür. İdealist bir burçtur. Bu yüzden bu yıl sadece kendi iyiliğimizi değil herkesin iyiliğini düşünmeli, toplumsal değerlere ve dayanışmaya önem vermeliyiz. Başarı ancak böyle gelecek olduğunu unutmamalıyız.

 

Türkiye

 

Son birkaç yılı ucuz kredi ve kolay tüketim ortamında nispeten rahat geçiren Türkiye ekonomisinde de, dışarıdan esen rüzgarların getirdiği sorunların artmasıyla, kredi kartları, tüketici borçları, işsizlik, yoksulluk üzerinden sınıfsal, bölgesel etnik, hatta dinsel gruplar arasındaki çelişkileri çok daha keskinleştirmesi beklenebilir. Toplumda şiddet eğiliminin daha da artması gündeme gelebilir.

 

Dünya’da petrol fiyatlarındaki istikrarsızlık, Türkiye’yi petrol arama konusunda motive edecektir. Derin sondajlar yapma konusuna daha fazla bütçe ayırabilir, daha fazla riske girmeyi göze alabiliriz. Türkiye’nin petrolden gelir elde etme potansiyeli çok yüksektir. Doğal kaynaklarımızı değerlendirme konusunda şimdiden girişeceğimiz çalışmalar kısa ve uzun vadede, özellikle de 2012 ve 2013 yıllarından itibaren olumlu sonuçlarını gösterebilir. Bu da yıl dikkat çekeceğimiz önemli yıllardan bir tanesi. Gerçi henüz dip noktasından geçiyoruz ve halletmemiz gereken pek çok şey var ama 2012-2013 yıllarından itibaren Türkiye giderek önem kazanmaya ve bölgesinde söz sahibi olmaya başlayacak. En dikkat etmemiz gereken şey kendi içimizde uzlaşmamız ve işbirliği içerisinde olmamız.

 

Altın bu yılın yine en popüler yatırım aracı olacak. Özellikle de 2009 sonbaharından itibaren altın dikkat çekecek ölçüde değer kazanabilir. Dövizde önemli iniş çıkışlar söz konusu. Bu yüzden riskli bir yatırım aracı olarak görülebilir. Borsada teknoloji ve bilişim sektörüyle ilgili yatırımlar değer kazanabilir.

 

Ekonomi

 

Ekonomik anlamda bizi de zorlu bir yıl bekliyor. Ama pek tabii ki ABD ve pek çok Avrupa ülkesine görece daha küçük bir ekonomiye sahip olmamız ve geçmişte yaşadığımız kriz tecrübelerimizden dolayı, onlara nazaran daha az yıpranacağız. Yıllık haritamızda ve ilerletilmiş haritalarımızda ekonomik anlamda en dikkatli olmamız gereken zamanlar şunlar:

 

  • Nisan sonu ve Mayıs
  • Temmuz sonu ve Ağustos
  • Ekim ve Kasım (En çok dikkat edilmesi gereken zamanlar)

 

Bu yıl için astrolojik tahminlerimi özetlersem:

 

  • Ekonomik zorlanmalar (Belirtildi)
  • Dış politikada, diğer ülkelerle ikili ilişkilerde başarılar, ittifaklar, anlaşmalar (Yılın ilk yarısı)
  • AB sürecinde olumlu gelişmeler (Ocak ve Şubat)
  • Sporda ve sanatta başarı (Mayıs-Temmuz arası)
  • Bankacılık sisteminde zorlanmalar (Belirtildi)
  • Halkın kredi ve geri ödemeleriyle ilgili sorunlar (Nisan, Mayıs, Ekim, Kasım)
  • Çalışan kesimle sorunlar, işçi-işveren sorunları, grevler (Nisan, Mayıs, Temmuz, Ağustos, Ekim, Kasım)
  • İç gerginlikler, etnik gruplaşmalar, terör (Ocak, Şubat, Temmuz, Ağustos, Ekim)
  • TSK’da yapılanma, güçlenme, başarı (Zamanlama vermeyi uygun bulmuyorum)
  • Bilim, teknoloji, tıp alanlarında önemli başarılar (Bütün yıla yayılıyor)
  • Yakın bölgemizde krizler, yakın komşularımızla dolaylı olarak zorlanmalar
  • Hukuksal konular, yasalarda reformlar (Mayıs, Haziran)
  • Türkiye’nin eskisinden daha fazla dikkat çekmesi ve önem kazanması (Mayıs, Temmuz, Ağustos, Eylül)
  • Çocuklar, gençlerle ilgili sorunlar (Eylül)
  • Borsada sıra dışı iniş çıkışlar (Eylül, Ekim, Kasım)
  • Turizm sektöründe beklenenin üzerinde başarı olacak. Zorlanmalara rağmen karamsar görüşmelere katılmıyorum. Yaz ayları olumlu gözüküyor. Ekim’den sonrası zorlu olabilir.
  • Doğa olaylarının artması. Bu sadece ülkemiz için değil, tüm dünya için geçerlidir. Bu yıl çok sert etkiler beklemiyorum. Ama 2010 yılı ortalarından itibaren zorlayıcı etkiler devreye giriyor. Hazırlıklı olmalıyız. En zorlayıcı zamanlar 29 Ekim 2010-29 Ekim 2011 arasında. Bu konuda ileride daha detaylı bilgiler vereceğim.

 

AK Parti’de Yeniden Yapılanma

 

Ak Partisinin astrolojik haritasındaki gezegenlerin önemli bir bölümü asaletli ve yerleşim olarak da çok güçlüler. Bu güçlü yerleşimler idari konularda başarılara, iyi yönetme becerisine, etkin olabilmeye, Meclis’te güçlü bir yer tutmaya, iyi organize olabilmeye ve planlı hareket edebilmeye imkan tanıyor. Çok güçlü yerleşimler gerçekten de…

 

Fakat, her astrolojik haritada olduğu gibi, bu haritanın da zayıf ve dikkat edilmesi gereken tarafları var pek tabii ki ve 2008 yılı sonlarından itibaren bu zayıf alanların sıkışması söz konusu. Bu zorlanmalar 2009 yılının önemli bir kısmında da devam ediyor olacak. 29 Mart’taki Yerel Seçimlerde oy potansiyelinde düşüş yaşanması yüksek ihtimal. AK Parti kuruluş tarihine göre çıkartılmış astrolojik haritada, önemli bir değişim ve yeniden yapılandırma dönemine doğru gidildiğini görüyoruz. 2010 yılında bu günkü profilinden çok farklı bir yapı ortaya çıkabilir.

 

Tarih ve Tekerrür

 

2009 yılında Satürn 21 derece Başak burcu ile 0 derece Terazi burcu arasında seyredecek. Tarihe dönüp Satürn’ün bu derecelerde hareket ettiği dönemlere bakarsak 1979 yılı sonbaharı ve 1980 yılı sonbaharı arasındaki sürece denk geldiğini görürüz. Pek tabii ki o günün koşullarından çok daha farklı bir dönemdeyiz, ama yine de benzerlikleri göz önüne almalıyız. Bazı örnekler vermek istiyorum.

 

  • İç güvenlik tedbirlerine ağırlık vermemiz gerekecek. Sonbahar döneminde sert güvenlik tedbirleri alınması gerekebilir. 1979 ve 1980 yıllarında iç huzursuzluklar belirgin bir şekilde tırmanmış. Bazı yerlerde sokağa çıkma yasağı uygulanmış. Dış temsilcilerimize, gazetecilerimize saldırılar olmuş.
  • Etnik kutuplaşmalara karşı önlemci olmalıyız. Bunu dinsel, kültürel anlamda görmenin yanı sıra, ideolojiler bağlamında da görebiliriz. 1979 yılında bazı partililer 10 Kasım’daki Atatürk’ü anma törenlerine katılmamışlar. 
  • Ekonomik konularda dikkatli adımlar atmalıyız. 1980 yılında 24 Ocak, 2 Nisan, 10 Haziran’da olmak üzere üç kere devalüasyon olmuş.
  • Cezaevlerinde iyileştirmeye gidilmeli. 1980 yılında cezaevlerinde sorunlar var, çatışmaların yanı sıra firarlar da dikkat çekiyor. Bu yıl Satürn-Uranüs karşıtlığı etkin olacak ve Jüpiter de Kova burcunda. Kişisel özgürlüklere ve insan hakları konusuna daha fazla önem verilmeli.  

 

Krizle Nasıl Başa Çıkmalıyız?

 

Bu yıl çok iyi organize olmalı ve hazırlanmalı. Daha önce sıkıntı görmüş tecrübeli kişilerden ve kurumlardan “akıl” alınmalı.  Aklını kullanan, gemisini de içindekileri de kurtarır! Jüpiter 5 Ocak’ta Kova burcuna geçecek ve yıl boyunca bu burçta hareket ediyor olacak. Bu şartlarda Jüpiter’in ve Kova burcunun genel özelliklerini iyi okuyarak, içinden geçmekte olduğumuz zorlu sürecin üstesinden gelmeye çalışmalıyız. 26 Ocak’ta Kova burcunda gerçekleşecek Güneş tutulması, yılın ilk yarısına Kova enerjisinin damga vuracağını gösteriyor. Kova burcu hava elementi burçların en stratejik olanıdır ve entelektüel kapasiteyi, aklı temsil eder. Bu yıl krizle baş edebilmemiz için zekice, planlı ve stratejik hareket etmeliyiz. İşlerimizi yürütebilmek için etkili planlama sistemleri kurulmalıyız. Duygusal kararlar alma eğiliminden vazgeçmeli, sağduyuya ve mantığa ağırlık vermeliyiz. Kendimize ve çevresine baskı yapıp korku ve endişe yaratmak yerine, zihni özgür bırakmalı, serbest düşünmeye vakit ayrılmalıyız.

 

Yaratıcılık krizle baş etmenin en ideal yolu olacak!

 

Krizler toplumların en yaratıcı oldukları zamanlardır. Türkiye olarak yaratıcılığımızı güçlü bir şekilde ifade edebileceğimiz, akılcı kararlar alabileceğimiz, bilimsel konularda başarılı olabileceğimiz ve girmekte olduğumuz yeniçağa adapte olabileceğimiz bir süreçten geçmekteyiz. Zira TC astrolojik haritasında İlerletilmiş Güneş Kova burcunda seyretmekte ve önümüzdeki 28 yıl boyunca da bu burçta hareket ediyor olacak. Geleceğe yönelik düşünmek gerekiyor. Korku ve endişeye kapılmak yerine yaratıcılığımızı harekete geçirmeliyiz. Kafa kafaya vererek zihinsel potansiyelimizi ve yaratıcılığımızı harekete geçirmeliyiz. Gelenekçi yaklaşım tarzını artık bir kenara bırakmalıyız. Herkesin aynı yöntemleri uygulayarak para kazandığı dönem bitti. Söyleyecek farklı bir söz, ortaya koyacak farklı bir proje olmalı. Yaratıcı fikirlerle ortaya çıkılmalıyız.

 

İşten Çıkarmalar Çözüm Değil!

 

Bu yıl sadece mali önlemler almak yeterli olmayacak. İşten çıkarmalar işin kolayına kaçmak ve bir noktadan sonrası için çözüm değil. Eldeki kişileri nasıl daha iyi işe yaratacağımızı düşünmeliyiz. Çalışanların emeğine ve hakkına önem verilmeli. Maaşların azaltılması veya işten çıkarma gibi durumlarda herkese eşit ve adil davranılmalı. Sosyal adalet mekanizması doğru çalışmalı. Bu Kova burcundaki Jüpiter’in önemli bir gerekliliğidir. Adil olmazsanız, kaybeden olursunuz. Yüksek performans gösteren veya yaratıcılığını ön plana çıkartanlara hakları verilmeli, bu özendirilmeli. Alınacak önlemler çalışanlarla da tartışılmalı. Çok katılımlı oturumlar yapılmalı. Birlikte çözüm aranmalı. Beyin fırtınasına vakit ayrılmalı. Çalışanlar, yöneticiler bir araya gelip, ortak çözüm aramalı. Dayanışma sayesinde yaratıcı çözümler üretilebilir.

Bu yılın büyük çoğunluğunda Kuzey Ay Düğümü Kova burcunda olacak ve birlikte çözüm üretmemize yardımcı olacak.

 

Kendini Yenileyen Kazanacak

 

Varoluşumuzun farklı yollarını deneyimlemeye doğru ilerlediğimiz, hızlı değişecek dinamik koşullar içerisindeyiz. Artık eski yaklaşımlar ve eski beceriler gündem dışı kalmaya başlamış durumda. Önemli değişimler yaşadığımız bir süreçten geçmekteyiz.Eski yapıları yıkarak yeni şeylere yer açmak, değişime direnmek yerine, ona ayak uydurmak ve kendini yenilemek gerekiyor. Kova burcunun yenilikçi ve alternatif getiren özelliklerinden istifade etmeliyiz. Bu yıl entelektüel sermaye önem kazanacak, bilgi ön plana çıkacak. Yaratıcı fikirlerin daha çok kazandıracağı bir döneme giriyoruz. Küçük paralar yatırarak, bilgi ve işbirliği sayesinde ilerlemek mümkün olacak. Maddi manevi ortaklıklar kurulmalı, hiç değilse bilgi ortaklığı kurulmalı. Sosyal çevre bağlantılarını arttırmalı. Krizi atlatmanın sırrı işbirliğinde yatıyor. Ama kendi özünden kaybetmeden bunu başarmak gerekiyor. Krizleri tek başına aşmak zordur. İşbirliği yapılmalı. Yürümeyen işlerin şeklini değiştirmek gerekiyor. Bu tasarım değişikliği, yer değişikliği, yaratıcı ve verimli olmayan elemanların yerlerinin değişikliği olabilir. İş yapış şeklini değiştirmeli, işbirliğine ve bilgi paylaşımına önem verilmeli. Kendine güvenli ve istekli olmak çok önem taşıyor. İşleri eskisi gibi yapmak bir işe yaramayacak. Hataları bulup düzeltmek, müşteri ilişkilerine, tüketici haklarına önem vermek gerekiyor. Kaliteden de asla ödün verilmemeli. Başarma arzusu asla kaybedilmemeli! Zor durumlarda dahi olumlu düşünmeye devam etmeliyiz. Artık hayalgücü ve yaratıcılığı esaret altında tutan kötümserlik ve endişelere kapılmış durumda olup olmamayı bilinçli bir şekilde seçmemiz gerekiyor. Krizi fırsata dönüştürme şansının her zaman var olduğunu bilmeliyiz.

 

Öner Döşer,

27 Aralık 2008