
MEDENİYETİN DÖNÜM NOKTASI! KOZMİK KONSEY!
20 Şubat 2026 günü Satürn ve Neptün Koç burcunda kavuşum yapacak. İki gezegenin sıfır derece Koç burcu kavuşumu kendi aralarında yeni bir döngü başlatırken, biz insanoğlu için de yeni bir eşik noktasının işaretçisi ama bu defa daha fazlası var; sıfır derece Koç burcu kavuşumunda olan iki gezegen aynı zamanda Uranüs ve Plüton orta noktası halini alan bir görünüm oluşturuyor. Aslında bir nevi gökyüzünün en ağır hareket eden dört gezegeni bir kombinasyon içindeler demek daha doğru. En uç anlamda buna sanki gökyüzünde bir konsey oluşmuş desek ve bu konseyden çıkacak kararların medeniyetimiz üzerinde çok mühim etkisi olacak desek daha da doğru anlatmış oluruz.
Bu mühim görünüm bir fitili ateşliyor ve biz insanoğlunun geleceği yeniden şekilleniyor. Uranüs/Plüton=Satürn, Neptün kombinasyonu medeniyetimizin çehresini kökten değiştirebilir.
KESKİN BİR VİRAJA GİRİYORUZ!
25 Mayıs 2025, Satürn Koç burcu ilerleyişine başladığında, Uranüs ve Plüton orta nokta derecesi ile, bu burçta ilk temasını kurmuştu. Benzer şekilde, Koç burcunda Neptün de aynı tarihlerde Uranüs/Plüton orta noktası ile temas etmişti. Fitilin ateşlenmek üzere olduğunu anlamaya başladığımız zamanlar diyebiliriz. Gerileme süreçlerinden sonra gezegenler, orta nokta bağlantılarını 20 Şubat 2026 itibariyle, Koç burcu kavuşumunda en kritik sürece ve uzun soluklu derin bir viraja taşıyacaklar.
Gökyüzünün dört ağır gezegeni, adeta dört büyük güç kolektif bir iş birliği başlatıyor. Satürn–Neptün kavuşumunun Koç burcunda başlattığı döngü derecesi, Uranüs/Plüton orta noktasıyla kesiştiğinde bu süreç keskin bir dönüm noktasına dönüşecek.
NE ANLAMALIYIZ?
Peki, gelin öncelikle biraz anlamaya çalışalım; Uranüs, Plüton, Satürn, Neptün ne demek? Ve orta nokta bağlantısıyla nasıl bir etki oluşturacaklar?
Uranüs, en genel ama en temel anlamda bireyciliğin sembolü ve sözcüsüdür! İnsancıldır ve demokrasiye inanır.
Plüton ise radikaldir! Kesin ve keskin dönüşüm anlarının kadercisidir ve sadece ve sadece güce inanır.
Satürn gerçekliktir! Kemiğe, iskelete bürünmüş her şeydir. Kanun ve kuralların, sistem ve düzenlerin yöneticisidir.
Neptün gerçek ötesidir! Gerçeklik sınırlarını aşmanın, özlemlere erişmenin büyülü arzusudur.
Ve şimdilerde medeniyetimizi şekillendirecek bir kozmik konsey gibi birlikte çalışıyorlar!
Uranüs’ün devrimci prensibi ile Plüton’un geri dönüşü olmayan yıkıcı gücünün sentezlendiği son derece yüksek enerjili bir matematiksel izdüşümün varlığı söz konusu. Zaman; Satürn ve Neptün ile birlikte, statükonun aniden, karşı konulmaz şekilde çözülmesi, bir nevi erimesi, yok olması, yenilenmesi ve yerine yeniden inşa edilmesi ile kendini tezahür edecektir.
ESKİNİN ÇÖKÜŞÜ VE YENİNİN İNŞASI
Astrolojide Orta Noktalar çalışmalarıyla öne çıkan Alman astrolog Reinhold Ebertin’de ‘The Combination of Stellar Influences (Yıldız Etkilerinin Kombinasyonu)’ adlı kitabında bu kombinasyonu “eskinin çöküşü ve yeninin inşası” olarak tanımlar.
Uranüs doğasında ani, şok edici ve beklenmedik, Plüton derinliğinde ise kitlesel, dönüştürücü ve geri dönüşsüz gerçekleşen süreç, politik arenada genellikle huzursuzluk ve fanatizmle ilişkilendirilir. Halkın otoriteye karşı ani ayaklanmalarından darbeler ve hükümetlerin devrilmesine kadar uzanan etkiler, “ya hep ya hiç” mantığıyla hareket eden radikal grupların ortaya çıkışına zemin hazırlarken, Ebertin’e göre büyük huzursuzlukların şiddete dönüşme riskini de beraberinde getirir.
2026 MİLAT YIL OLARAK ANILACAK!
2026’da ivme alır biçimde, noktanın tetiklenmesiyle birlikte artık işlevini yitirmiş sistemlerin, rejimlerin veya yapıların tamir edilmek yerine doğrudan yıkıldığı bir süreç kitlesel anlamda kendini gösterirken, halkların otoriteye karşı ani ayaklanmalarından, darbeler ve hükümetlerin devrilmesine kadar uzanan süreçten söz edebiliriz.
Uranüs/Plüton = Satürn, Neptün kombinasyonu, toplumsal yapıların bir bakıma miladını doldurmuş unsurlarının hızla çözülmesi ve yerine yeni düzenlerin inşasını temsil eden bir görünüm olarak, sistemlerin, yönetimlerin, rejimlerin faktörel anlamda yeniden yapılanma sürecine olan ihtiyacını temsil eder. Olası dönüşüm, en ideal anlamda, ihtiyaç çerçevesinde, tepkisel biçimde ortaya çıkması muhtemel olmakla birlikte, süreç boyunca bir nevi yeniden yapılanan medeniyet tarafından zamanla bütünleştirilir ve yeni bir dengeye kavuşmak ile kendini tamamlar.
Dilâra Efeoğlu
ASA, Isar Cap


English