Türkiye’nin Astro-Psikolojik Analizi

 

 

Bu makalede, Türk toplumu sanki bir bireymiş gibi ele alınarak, yani sosyal psikoloji ve işletme literatüründe (örn. marka kişiliği)  sıkça kullanılan “kişileştirme metaforu” kullanılarak, Türkiye’nin doğum haritasından yola çıkılmış ve Türkiye’nin astro-psikolojik analizi yapılmıştır. Aşağıdaki tablolarda Türkiye’nin doğum haritasına ilişkin element ve nitelik dağılımları görülmektedir:

 

 

BURÇ

ELEMENT

NİTELİK

GÜNEŞ

Akrep

Su*2

Sabit*2

AY

İkizler

Hava* 2

Değişken*2

 

MERKÜR

Terazi

Hava

Öncü

VENÜS

Akrep

Su

Sabit

MARS

Terazi

Hava

Öncü

JÜPİTER

Akrep

Su

Sabit

SATÜRN

Terazi

Hava

Öncü

URANÜS

Balık

Su

Değişken

NEPTÜN

Aslan 

Ateş

Sabit

PLÜTON

Yengeç

Su

Öncü

ASC

Yengeç  

Su*2

Öncü*2

MC

Balık

Su

Değişken

 

 

Element dağılımı

Nitelik dağılımı

Sentez burç

Gölge burç

Ateş

1

Öncü

6

 

YENGEÇ

 

BAŞAK

Toprak

0

Sabit

5

Hava

5

Değişken

4

Su

9

 

 

 

Türkiye’nin doğum haritasında toprak elementi hiç yoktur. Somut değerler, ekonomi, pratiklik, verimlilik ve etkinlik gibi kavramlar, Türkiye için zorlayıcı olabilir. Toprak elementi; materyal dünya ile başa çıkma, elle tutulabilen ve gözle görülebilen şeyler üretebilme becerileri ile ilişkilidir. Toprak elementi eksik olduğunda; sorumluluktan kaçmak ve arzu edilen yetkinliği elde etmekte zorlanmak söz konusu olabilir. Toprak elementinin sembolize ettiği özellikler bastırıldığında ise, bazen bu bastırılan özellikler abartılı bir şekilde ortaya çıkabilir. Somut değerler konusunda aşırı endişe ve takıntı söz konusu olabilir. Bu noktada önemli olan, Türkiye’nin yeterince farkındalık kazanması ve haritasında eksik olan toprak elementine ilişkin fonksiyonları benliği ile bütünleştirmeyi öğrenmesidir. Bu sayede bu fonksiyonların dengeli ve tutarlı kullanımı mümkün olacaktır.

 

Türkiye’nin haritasında, hem kuzey ay düğümünün Başak burcunda olması hem de Türkiye’nin gölge burcunun Başak olması, toprak elementinin ve özellikle Başak burcunun sembolize ettiği özelliklerin Türkiye’nin kimliğine entegre edilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. Bir başka deyişle, etkin problem çözmek, analitik düşünmek, verimli olmak ve yetkin olmak vb. özelliklerin, Türkiye’nin kimliği ile bütünleştirilmesi gerekmektedir. İkincil ilerletme tekniği ile elde edilen ilerletilmiş Ay’ın 04.05.2010- 25.07.2012 tarihleri arasında Başak burcunda olması da, Başak burcu özelliklerinin psikolojik anlamda, Türkiye’nin kimliği ile bütünleştirilmesi adına uygun bir dönemde olunduğuna işaret etmektedir.

 

Türkiye’nin haritasında ateş elementi de eksiktir. Bu durum, Türk toplumunun özellikle aksiyon ihtiva eden kavramları anlamlandırırken ve tecrübe ederken zorlanacağına işaret etmektedir. Kendini ortaya koymak, yaratıcılık, yaşam coşkusu gibi kavramlar zorlayıcı olabilir. Ateş elementi eksik olduğundan, Türk toplumunun özgüveninin ve kendini yaratıcı ifade etme kapasitesinin düşük olması da muhtemeldir. Bunun yanı sıra, öfkesini bastırmaya yatkın olabilir; bazı durumlarda bastırılmış öfke patlayarak, mevcut dengesini alt üst edebilir. Bu gibi durumlarda,  “süper ateş” haline gelebilir (pervasız, aşırı coşkulu, aşırı cesur, manik vb.). Türkiye’nin haritasında; kendini ortaya koymak, hayatta kalmak, mücadele etmek ve agresyonla bağlantılı olan Mars’ın, rahat etmediği Terazi burcunda yerleşmiş olması da, ateş elementi ile bağlantılı olan fonksiyonların tutarsız kullanımına işaret etmektedir. Özellikle, Mars’ın sembolize ettiği erkek figürlerinin ateş elementi fonksiyonlarını tutarsız kullanması olasıdır.  

 

Kısaca, element eksiklikleri, söz konusu eksik elementler ile bağlantılı olan fonksiyonların tutarsız kullanımına yol açmaktadır. Yani, Türk toplumu bu fonksiyonların ifade edilmesinde aşırı uçlarda olma eğiliminde olabilir. Bu noktada önemli olan, Türk toplumunun yeterince farkındalık kazanması ve bu eksik elementlerle ilintili olan fonksiyonları benliği ile bütünleştirmeyi öğrenmesidir. Bu sayede bu fonksiyonların dengeli ve tutarlı kullanımı mümkün olacaktır.

 

Türkiye’nin haritasında Güneş, Merkür, Venüs, Jüpiter ve Satürn haritanın 5. evinde yerleşimdedir. Bu durum Türkiye’de 5. ev konularının oldukça fazla vurgulanacağına işaret etmektedir (çocuklar, aşk, cinsellik, eğlence, hobiler, spor, borsa, kumar vb.). Modern astrolojide 5. ev Aslan burcu ile eşleştirilmiştir. Aslan burcu; bireyin kimlik kazanma, özgüven ve onaylanma ihtiyaçlarını sembolize eder. Ünlü astro-terapist Dr. Glenn Perry’e göre; Aslan burcunun sembolize ettiği gelişim dönemi, Freud’un tanımladığı psiko-seksüel gelişim evrelerinden biri olan genital döneme (12–18 yaş) ve Erikson’un tanımladığı psiko-sosyal gelişim dönemlerinden biri olan “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” dönemine (12–18 yaş) karşılık gelir. Bu dönem, ergenlik dönemini kapsamaktadır. Ergenlik dönemi sırasında “ben kimim?” sorusu çok önemli hale gelir. Ergen, kimlik kazanma sorununu çözümlemek durumundadır. Bu durum Türkiye açısından değerlendirildiğinde, Türkiye’nin gelişiminde “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası”  deneyimlenme ihtimali ortaya çıkmaktadır.

 

Buna ek olarak; Türkiye’nin haritasında, Güneş’in Akrep burcundaki yerleşimi de;  “kriz deneyimlemek” ve kriz sonucunda “dönüşmek” ile ilintilidir. Gelişim dönemi olarak, Akrep burcu “orta yaş krizi” dönemine karşılık gelir (35–45 yaş).  Aslında her kriz gibi orta yaş krizi de kişilik bütünlüğüne ulaşmak, büyümek ve dönüşmek için fırsatlar sunar. Ama yine de bu kriz döneminin acısız ve kolay olacağını söylemek pek mümkün değildir. Kriz dönemlerinde, içsel gerilimin artması sonucunda çeşitli savunma mekanizmaları devreye girebilir.  “Gölge” özellikler bastırıldığında, bu özelliklerin dış dünyaya yansıtılması ve dış dünyanın “düşman” olarak algılanması muhtemeldir. Carl Jung’un belirtmiş olduğu gibi; “yansıtmalar dünyayı bireyin bilinmeyen yüzünün bir kopyası haline getirirler”. Dr. Glenn Perry’e göre; bazı uç durumlarda (Akrep burcunda stelyum, bir T-kare veya Yod açı kalıbının apeksindeki Plüton, Plüton’un singleton planet olması vb.), Akrep burcu “Paranoid Kişilik Bozukluğu” ile bağlantılıdır. Paranoid kişilik bozukluğu aşağıdaki özelliklerle karakterize edilir:

 

  • Aldatıldığına ya da başkalarının kendisine zarar verdiğine dair şüphe duyma
  • Algılanan tehdide karşı ani tepkiler gösterme
  • Yakınlarına güven duymada zorlanma
  • Sürekli kin besleme
  • Problemlere ilişkin tüm suçu dış dünyaya atma

 

Türkiye’nin haritasında Akrep burcu aşırı vurgulanmamakla birlikte, bazı dönemlerde Türk toplumunun dış güçlerin kendisine zarar vereceğine dair yoğun şüphe duyması ve içsel sorunlarıyla ilintili olarak suçu dışsal güçlere atma eğiliminde olması olasıdır. Psikoloji literatüründe, “İçsel kontrol odaklı” ve “Dışsal kontrol odaklı” olarak tanımlanan kişilik eğilimleri vardır. İçsel kontrol odaklı kişiler, kendi hayatlarını kontrol edebileceğini hisseden ve kendi davranışlarına ilişkin sorumluluk üstlenen kişiler olarak tanımlanmışlardır.  Dışsal kontrol odaklı kişiler ise, yaşadıklarının şans, rastlantı, kader, diğer insanlar gibi kendileri dışındaki etmenlere bağlı olduğunu hisseden ve kendi davranışlarına ilişkin daha az sorumluluk alan kişilerdir. Çeşitli araştırmalar, içsel kontrol odaklı kişilerin, dışsal kontrol odaklı kişilere nazaran daha başarılı olduklarını, motivasyon düzeylerinin daha yüksek olduğunu ve depresyona daha az yatkın olduklarını ortaya koymuştur. Bu durum Türkiye açısından değerlendirildiğinde, yaşananların dışsal etmenlere bağlı olduğunu düşünmek yerine, Türk toplumunun kendi davranışlarına ilişkin daha fazla sorumluluk üstlenmesinin, Türkiye’yi daha yüksek düzeyde başarıya taşıyacağını söylemek mümkündür.

 

Türkiye’nin haritasında Ay İkizler burcunda yerleşmiştir. Astrolojik olarak Ay; bir bireyin duygularını nasıl yönettiği, duygusal bağ kurma kapasitesini, empati kapasitesini ve annesini algılama şeklini sembolize eder. Ay dişil bir planet olarak kadın ve anne arketipidir. Ülke haritalarında aynı zamanda halkı da sembolize eder. İçinde bulunduğu burcun Ay’ı nasıl etkilediği beş bileşene ayrılabilir: (1) Birey karşı tarafı nasıl dinler? (2) Birey duygularını nasıl yönetir ve ne şekilde duygusal tepki verir? (3) Birey karşı tarafa nasıl fiziksel ve duygusal ilgi (bakım, besleme, empati vb.) gösterir? (4) Anne-çocuk etkileşiminin kalitesi nedir? (5) Bireyin duygusal yakınlık kapasitesi nedir?

 

Bir hava burcu olarak, İkizler konuşmak ister ve bunu sürekli olarak yapma eğilimindedir. Bundan dolayı, Ay burcu İkizler olan bir kişi veya toplum dinlemeye yönelimli olmayabilir. Türk halkının, dinlemekten ziyade konuşma eğiliminde ve meraklı olması, bu duruma işaret etmektedir.  Hem medyada hem de günlük hayatta çeşitli sorunlara ilişkin sürekli konuşulmasına rağmen, çoğu kez çözüm üretilememesi de, bu durumu vurgulamaktadır.

 

Türkiye’nin haritasında, Ay’ın İkizler burcunun son derecelerinde (aneretik derece) ve 12. evde yerleşmiş olması sorun teşkil etmektedir. Zira 12. ev klasik astrolojide hastalıklar, kötü şans, zorlanmalar, kayıplar, hapis ve gizli düşmanlar gibi olumsuz konularla bağlantılıdır. Modern astrolojide ise, 12. ev Balık burcu ile eşleştirilmiştir. Olumlu yanı ile ilham, yaratıcılık, spritüel konular, bilinçaltı vb. konuları sembolize etmektedir. Ancak gölge yanında öz-aldatma, gerçeklerden kaçış, izolasyon, bağımlılıklar, kendini sabote etme, hastaneler ve kronik hastalıklar vardır. Türkiye’nin haritasında, güney ay düğümünün Balık burcunda olması da, Balık burcunun gölge özelliklerinin vurgulanmasına sebep olabilir. Bunun yanı sıra, Balık burcunun modern yöneticisi olan Neptün’ün “singleton” planet olması da, bu olasılığı güçlendirmektedir. Neptün, haritada ateş elementinin yükünü taşıyan tek planet olma özelliğini göstermektedir. Neptün; teslimiyet, aşkınlık, ilahi sevgi, affedicilik ve spritüel konular (din vb.) ile bağlantılıdır. Dünya astrolojisinde ise; sosyalizm, komünizm, idealizm, gizli komplolar, dolandırıcılık, aldatıcı durumlar ve kayıplar ile bağlantılıdır.  Bir “singleton” planet olarak, Neptün’ün fonksiyonlarının, tutarsızlaşması olasıdır. Bu sebepten dolayı; Neptünyen konuların, Türkiye’de aşırı ve tutarsız vurgulanması söz konusu olabilir.

 

Tüm bu veriler, aynı zamanda Türkiye’de halkın ve özellikle kadın figürlerinin bazı zorlanmalar ve kısıtlanmalar ile karşı karşıya kalabileceğine de işaret etmektedir. Kadın figürlerinin yeterince ön plana çıkamaması ve baskı altında olması, Ay’ın 12. ev yerleşimi ile açıklanabilir. Ay aynı zamanda Türkiye’nin yükselen burcu olan Yengeç burcunun yöneticisi olduğundan, Türkiye’de 12. ev temalarının sıkça vurgulanması da olasıdır. Dünya astrolojisinde 12. ev;  sosyal yardım grupları, hastaneler, hapishaneler, gizli düşmanlar, gizli örgütler, tarikatlar, uyuşturucu zinciri, hastalıklar vb. ile ilintilidir. 

 

TÜRKİYE’NİN 2011 YILI DEĞERLENDİRMESİ:  

 

ŞEKİL. TÜRKİYENİN GÜNEŞ DÖNÜŞÜ HARİTASI

 

 

İçinde bulunduğumuz dönemde ise, Türkiye’nin haritasında, hem 4. ev profeksiyonu yaşanmakta hem de Satürn 4. evinden transit yapmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin Güneş dönüşü haritasında, Güneş 4. evde yerleşimdedir (29.10.2010- 29.10.2011). Bunların yanı sıra, ikincil ilerletme tekniği ile ilerletilmiş olan Ay, 23.07.2011 tarihinde Türkiye’nin haritasının 4. evine geçiş yapacaktır. Tüm bu veriler, bu dönem içerisinde Türkiye’nin gündeminde, 4. ev konularının (ailevi konular, geçmiş, kökler, toprak sahipleri, madenler, muhalefet vb.) ve 4. evin içinde yerleşimde olan Mars ile ilintili konuların (yeni girişimler, projeler, erkek figürleri, ordu vb.) sıkça vurgulanacağına işaret etmektedir. Satürn transiti; zorlanmaların, ekstra sorumlulukların ve baskıların ortaya çıkması, geçmişin sorgulanması ve yeniden yapılanma süreci ile ilintilidir. Dolayısıyla, bu dönem içerisinde, Türkiye’nin geçmişiyle ve kökleriyle yüzleşmesi, toprak sahipleri ve madenler ile ilintili sorunların gündeme gelmesi, aile kavramının, muhalefetin, erkek figürlerinin ve ordunun çeşitli testlerden geçmesi ve yeniden yapılanma sürecine girmesi olasıdır. Satürn sembolik anlamda bir başöğretmen gibidir. Özellikle, içinde bulunduğumuz dönemde (26.01.2011- 13.06.2011) Satürn geri harekette olduğundan, daha önceden test edilmiş olan konuların, yeniden testten geçmesi ve bu konulara ilişkin derslerin öğrenilip öğrenilmediğinin sorgulanması olasıdır.  

Bunların yanı sıra, Türkiye aynı zamanda yaklaşık her 30 yılda bir gerçekleşen Satürn dönüşünü yaşamaktadır. (kesin açı: 19.11.2011; 08.05.2012; 11.08.2012). Satürn dönüşü, bireylerin 30 yaş civarındaki orta yaş krizi ve 60 yaş civarındaki yaşlılık krizi (Erikson’ın tanımlamış olduğu “ego bütünlüğüne karşı umutsuzluk” dönemi) ile önemli paralellikler gösterir. Satürn dönüşü yaşayan bireyler; geçmişi sorgular, hatalarından dersler çıkarır ve olgunlaşma yolunda önemli adımlar atarlar ve yaşamlarını yeniden yapılandırırlar. Benzer şekilde, Türkiye’nin de geçmişini sorgulaması, hatalarından dersler çıkartması, olgunlaşması ve kendini yeniden yapılandırması olasıdır.

  

ŞEKİL. TÜRKİYE'NİN SATÜRN DÖNÜŞÜ

 

 

Güdülenmede özellikle önemli olan bir faktör, Carl Jung tarafından adlandırılan “gölge” kavramıdır. Bir kişi, bir durum karşısında yoğun bir şekilde negatif hissettiğinde veya irrite olduğunda, genellikle bu durum kişinin gölgesi ile bağlantılıdır. Dr. Glenn Perry, gölgeyi tespit etmek için, Plüton’un içinde bulunduğu evi ve diğer planetlerle arasındaki zorlayıcı açıları incelemenin oldukça aydınlatıcı olacağını belirtmiştir. Ölüm ve yeniden doğumu sembolize eden bir gezegen olarak Plüton dönüşüm süreçleriyle ilgilidir. Benliğinin alt-dünyasında kalanları benliğe entegre ederken, kişinin gerçekte değil, ama mecazi anlamda ölmeye istekli olması gerekir. Bu tür süreçler kendini yenileme, iyileşme ve güçlenme ile ilişkilidir. Kısaca, Plüton çoğu kez “gölge” ile ilişkilidir. Plüton dokunduğu her şeyin üzerine gölge düşürür. Plüton’un içinde bulunduğu ev ve zorlayıcı açı yaptığı planetle bağlantılı olan bir yaramız vardır, ama aynı zamanda bununla bağlantılı olarak iyileşme ve güçlenme kapasitemiz de vardır. Plüton, Türkiye’nin haritasının 1. evinde yerleşmiştir. Modern astrolojide 1. ev; bireyin dışsal görünümü, karşı tarafta bıraktığı ilk izlenim, bireyin kendini ortaya koyma tarzı, yeni girişimleri vb. ile ilintilidir. Dünya astrolojisinde ise; ülkenin dış ülkeler tarafından nasıl algılandığı, toplumun birincil motivasyonları, alışkanlıkları ve toplumsal sağlık ile ilişkilidir.   Plüton’un 1. evdeki yerleşimi, Türkiye’nin bu konularla bağlantılı olarak, hem bir muhtemel yarasının hem de iyileşme ve güçlenme kapasitesinin olabileceğine işaret etmektedir.

 

Bunun yanı sıra, Türkiye’nin haritasında, Plüton ile Mars arasında kare açı vardır. Plüton bir gezegenle zorlayıcı bir açı yaptığında, bu gezegen acı ve korku ile ilişkili bir hale gelir, öyle ki bu gezegenin fonksiyonlarının ifade edilmesi tehlikeli olarak algılanır. Bu tehlike algısından dolayı, birey çoğu kez gezegenin ifade ettiği psikolojik polaritenin sadece bir ucu ile özdeşim kurar. Bunun sonucunda, kişiliğinde patolojik bir tek boyutluluk ortaya çıkabilir. Kişi genel olarak arketipin aydınlık tarafıyla özdeşim kurar. Arketipin karanlık tarafı ise, ya bastırılır ya da yansıtılır. Mesela, gölge Mars ise, savaşçı-düşman arketipinin bölünmesi olabilir. Bu doğrultuda, Türkiye’nin rakiplerini bazen aşırı güçlü ve manipülatif bir düşman gibi algılaması olasıdır. Buna karşılık, Türkiye’nin hayatta kalma, mücadele etme ve savaşma arzusunun da bazen uç noktalarda olması olasıdır. Bu mücadele esnasında aşırı vurgulanan Mars etkisi şiddete dönüşebilir. Zira Mars’ın gölge yanında; aşırı dürtüsellik, sonuçları düşünmeden yapılan ani hareketler, saldırganlık ve şiddet vardır. Özetleyecek olursak, Plüton bir gezegene zorlayıcı açı yaparsa, bu gezegen kişinin muhtemel gölgesi ile ilintili bilgi verici olacaktır. Ama unutulmaması gereken, bu gezegenin aynı zaman dönüşüm ile ilintili bir anahtar olduğudur.

 

Plüton bizi korkutan şeyleri sembolize eder. Bizi korkutan şey güce sahiptir; tuhaf ve gizemli olduğundan bizi korkutur ve kontrol edemediğimiz için, önemli bir güce sahiptir. Bundan dolayı sınırlarımızı çiğneyebileceğinden ve bizi yok edebileceğinden korkarız. Ancak, eğer korkumuzla yüzleşmeyi cesaretini gösterirsek ve gölge özelliklerimizi kişiliğimiz ile bütünleştirmeyi başarırsak, Plüton’un açı yaptığı gezegenin fonksiyonlarıyla bağlantılı olarak dönüşme, yenilenme, iyileşme ve güçlenme fırsatını elde edebiliriz. Bu durum, Türkiye açısından değerlendirildiğinde, Türkiye’nin gölgesinin Mars ile bağlantılı olduğunu söylemek mümkündür. Mars’ın sembolize ettiği özelliklerin Türkiye’nin kimliği ile etkin bir şekilde bütünleştirilmesi, Türkiye’nin gelişimsel döngüsü açısından, son derece önem taşımaktadır. Bu sayede, Türkiye iyileşme, yenilenme ve güçlenme fırsatı elde edecektir. Türkiye’nin haritasındaki Güneş ile Plüton arasındaki üçgen açı, Türkiye’nin iyileşme, yenilenme ve güçlenme potansiyelinin güçlü olduğuna işaret etmektedir. Önümüzdeki yıllarda kesinleşecek olan transit Plüton ve natal Plüton karşıtlığı da, dönüşüm rüzgârlarının eseceğini vurgulamaktadır. ( kesin açı: 01.02.2014; 02.07.2014; 07.12.2014). Türkiye’nin haritasındaki Plüton ile Venüs arasındaki üçgen açı ise, bu dönüşüm sürecinde, özellikle kadınların ve sanatçıların önemli ve olumlu bir rol oynayacağını vurgulamaktadır. Türkiye’nin gölge özelliklerini kimliği ile etkin bir şekilde bütünleştirmesi, iyileşmesi, güçlenmesi ve daha aydınlık yarınlara ulaşması dileğiyle… Sevgiyle kalın…