Klasik Astroloji

 

Klasik Astroloji, iki farklı yönde kullanılan özel bir terimdir. Birincil anlamıyla, Helenistik dönem, Roma dönemi ve erken Bizans İmparatorluğu dönemine ait dönemi ifade etmek için kullanılır. Bu anlamıyla, Antik Astroloji kelimesiyle özdeşleştirilebilir. İkincil anlamıyla ise, astrolojinin başlangıcından itibaren, özellikle batı dünyasında, 1700'ler öncesi dönemlere ait olan tüm astroloji ekollerinin genel ifadesi olarak kullanılmaktadır. Bu ifadenin içerisine Helenistik Astroloji, Ortaçağ Astrolojisi, Rönesans Astrolojisi de dahil edilmektedir. Bu kitapta, Klasik Astroloji denirken, bu ifadenin ikincil anlamı esas alınmıştır. Giriş yazısında da bahsettiğim gibi, Klasik Astroloji ifadesini tercih etmemin sebebi “Klasik” kelimesinin sözlükteki karşılığı “Üzerinden çok zaman geçtiği halde değerinden kaybetmeyen eser” veya “Eskiden kalma olup gelenek halini almış usuller” şeklinde geçiyor olmasıdır.

 

Klasik Astroloji üç ayrı döneme ayrılır. Birincisi, horoskop astrolojisinin keşfini takip eden dönemde ortaya çıkan, Yunanca ve Latince yazılan her şeyi kapsayan ve 5. yüzyıla kadar belirgin bir şekilde etkili olan “Helenistik Astroloji” ya da “Antik Yunan Astrolojisi”dir. İkincisi, Yunan Astrolojisi’nin Arap, Acem ve Musevi astrologlar tarafından geliştirilmesine ve bunun Ortaçağ Latinler'i tarafından benimsenmesine işaret eden “Ortaçağ Astrolojisi’”dir.  Üçüncüsü ise, ortaçağ dönemi bilgilerinin reforme edilmeye başlandığı 1500’lerden yaklaşık 1700’lere dek süren “Rönesans Astrolojisi” ya da “Geleneksel Astroloji”dir. 

 

Seminerlerin ilerleyişi içerisinde, M.S. 1. yüzyıldan, Manilius’tan başlayarak, etkileri Antik Helenistik Astroloji döneminden Dorotheus of Sidon, Cladius Ptolemy, Vettius Valens, Julius Firmicus Maternus, Alexandrinus Paulus gibi isimlerin kullanmış oldukları tekniklere; Maşa’allah, Ömer Tiberiades, Ebu Ali El Hayat, Ebu Ma’şar, El Kindi, El-Qabisi (Alkabitus), Zahel, Haly Abenragel, El Biruni, İbn-i Ezra, Guido Bonatus gibi isimlerin ekolü olan Ortaçağ Astrolojisi tekniklerine; Johannes Schöner, Jean Baptiste Morin, Jerome Cardan, Henry Coley, William Ramasey ve William Lilly gibi isimlerin ekolü olan Rönesans Astrolojisi tekniklerine ve görüşlerine de yer verilecektir. Bu geniş yelpaze içerisinde, Ortaçağ Astrolojisi’ teknikleri ağırlıklı bir yer tutacaktır.

 

Neden öncelikle Klasik Astroloji yöntemleri öğrenilmelidir?

 

Klasik astroloji, kökleri binlerce yıl öncesine dayanan bilgilerden oluşur. Modern astroloji ise, geçtiğimiz yüzyıldan itibaren oluşan bilgileri kapsar. Tarihsel gelişim sürecine göre bakıldığında, eskiden yeniye doğru ilerleyiş mantıklıdır. Astrolojiye başlangıç noktası, klasik astroloji metotlarını öğrenmekten geçer. Astrolojiyi sağlam ve metotlu bir şekilde öğrenirsek, daha sonra öğrenecek olduğumuz ileri seviye teknikler ve modern teknikleri bu sağlam temel üzerine rahatça oturtabiliriz. Klasik bilgileri edinerek, günümüzde kullandığımız tüm tekniklerin kaynağına inmiş, günümüz yeni akımlarının ve psikolojik kavramlarının yoğunluğunun arasında, astrolojinin temeli olan haritanın iyi analizi üzerine oturtulabilen öngörüsel teknikleri de kaybetmemiş oluruz.

 

Klasik teknikleri öğrenip, modern teknikleri bir kenara bırakmamız gerektiğini düşünmüyorum. Tam tersine, astroloji geleneğinin inceliklerini anlatan klasik metinlerden faydalanmak ve onları temel olarak almak, günümüz modern tekniklerini de ustalıkla bunların üzerine koymak gerekir. Amerikalı astrolog Robert Hand’in şu sözlerine aynen katılıyorum: “Geleneklerin eksiksiz bir teknik ve felsefi anlayışı üzerine temellendirilmiş akıllıca yenilikler, astrolojinin daha çok bir bilim gibi evrim geçirmesini ve zamanla, yapması gerekenler açısından daha başarılı olmasını sağlayacaktır. Gelenekten bihaber bir yenilik, sadece ilerlemesiz bir değişim yaratır. Geçmişe tutunmak ise astrolojiyi tam olarak 1700’lerde olduğu yerde, izole olmuş, entellektüel kesintiye uğramış ve gerçek değeri ne olursa olsun, artarak önemsizleşen bir noktada bırakacaktır.”

 

Klasik Astroloji ile Modern Astroloji arasındaki farklar

 

Klasik astroloji ve modern astroloji arasındaki genel yaklaşım ve tekniksel farkları maddeler halinde sıralamaya çalışacağım. Bunu yapmaktaki amacım hangisinin daha doğru çalıştığını saptamak değil, sadece aralarındaki ayırıcı farkları belirlemektir. 

 

* Klasik astroloji ve modern astroloji arasındaki en önemli fark, modern astrolojinin daha ziyade harita sahibinin psikolojisini öne çıkarması nedeniyle, tüm haritayı sadece harita sahibini ilgilendiren bir şey olarak almasıdır. Halbuki klasik astrolojinin bakış açısına göre bir kişinin doğum haritasındaki tüm enstrümanlar sadece onun kişiliğine veya sahip olduklarına ilişkin değildir. Çünkü o, harita sahibine ait göstergeleri ASC’deki burç, ASC’in yöneticisi, 1. evde yerleşmiş gezegenler (özellikle ASC’ye en yakın duran) olarak belirler. ASC derecesine açı yapan gezegenler de, kişilik ve kişiliğin nasıl kullanıldığı üzerinde etkilidirler. Yani bu enstrümanlar dışındaki gezegenler, harita sahibinin hayatındaki diğer kişileri ve konuları anlatmaktadır. Onun kişiliği ile ilgili değildir. Öngörüler de buna dayalı olarak yapılır. Çünkü klasik astroloji bir haritada kimin kim veya neyin ne olduğunu iyi belirlenmeden doğru öngörülerde bulunulamayacağı kanısındadır. Klasik yöntemler nesnel gerçeklere odaklanır, psikolojik gelişmelere değil. Sonuçta, önemli bir etki gerçekleştiğinde, bu etkinin kimin üzerinde veya hayatında gerçekleştiğini öngörmek önemlidir. İşte bu yüzden klasik astrolojide evlerin incelenmesi (betimlenmesi) çok önemli bir yer tutar. Örneğin 7. ev söz konusu olduğunda klasik astroloji, modern astrolojide olduğu gibi harita sahibinin ikili ilişkilerine veya evliliğine nasıl baktığı veya karşısında nasıl birini istediği ile ilgilenmez. Klasik yöntemler bu ev ile ilgili bizi şöyle bir yol takip etmeye yönlendirir:

 

1- Bu kişi evlenecek mi?

 

2- Eğer cevap evet ise, nasıl bir kişiyle evlenecek?

 

3- Evlilik nasıl gelişecek? İlişki iyi gidecek mi? Kişi mutlu olacak mı?

 

4- Evliliğin sonuçları ne olacak? Kötü bir gidiş söz konusu ise, buna kim sebep olacak?

 

* Modern astroloji, haritayı bir bütün olarak ele alır. Klasik astroloji ise, hayatın farklı alanlarına yoğunlaşır; hayatın farklı alanlarında meydana çıkması olası durumları saptamak için özel göstergeler belirler. Örneğin evlilikle ilgili göstergeler, çocuklarla ilgili göstergeler, kariyerle ilgili göstergeler, sağlıkla ilgili göstergeler, finansal durumla ilgili göstergeler, vs.

 

* Klasik astroloji, harita içerisindeki gezegenlerin birbirleriyle ve önemli referans noktalarıyla yaptıkları açıları öncelikli olarak ele almaz; bunları ikinci sıraya yerleştirir. Modern astrolojide ise açılar daha önceliklidir. Klasik astrolojide, açının yaklaşan bir açı mı, yoksa uzaklaşan bir açı mı olduğu çok önemlidir. Bu yaklaşım, özellikle Saat Astrolojisi pratiğinde çok önemli bir yer tutar ve Natal Astroloji’ye de miras kalmıştır. Modern astroloji ise, bunlara öncelik vermez. Modern astrolojide açıların belirli toleransları vardır. Klasik astrolojide ise bu toleranslar farklı açılar için değil, gezegenler için geçerlidir.

 

* Klasik astrolojide, psikolojik analizler yoktur, karakter analizleri vardır. Fakat bu analizler modern psikolojinin derinliğine sahip değildir. Örneğin klasik astrolojide, harita tipleri (lokomotif, kova, bohça vs) yoktur. Modern astrolojide ise bunlar harita sahibinin psikolojisini veya hayatın hangi alanlarına daha fazla çekildiğini saptamak için kullanılır. Benzer şekilde Ay fazları da (yeniay tipi, dolunay tipi, balsamik tip vs) de modern astrolojinin harita sahibinin eğilimlerini saptamakta öncelik verdiği şeylerdir; fakat bunlar klasik astrolojide kullanılmamışlardır.

 

* Klasik astrolojide Ptolemik açılar olarak adlandırılan altmışlık, kare, üçgen, karşıt ve kavuşum kullanılır. Modern astrolojide ise minör açılar da kullanılmaktadır (özellikle 45, 135 ve 150 derecelik açılar). Ayrıca T-Kare, Büyük Kare, Büyük Üçgen, Yod gibi açı kalıpları da klasik yöntemler arasında görülmez. Modern astrolojide ise bu açı kalıplarının yorumlanması oldukça önem kazanır.

 

* Modern astrolojide bir gezegenin yanık olması veya boşlukta olmasının ayırıcı bir özelliği yoktur. Klasik astrolojide ise bu çok önemli bir ayrıntıdır.

 

* Modern astrolojide haritanın gece veya gündüz haritası olmasının ayırıcı bir özelliği yoktur. Klasik astroloji ise, haritanın analizinin neredeyse en başında eldeki haritanın bir gündüz haritası mı, yoksa bir gece haritası mı olduğuyla ilgilenmeye başlar. Gezegenlerin güçleri açısından bu çok önemlidir. Arap Noktalarının saptanması da yine eldeki haritanın bir gündüz haritası mı, yoksa bir gece haritası mı olduğuyla birincil derecede ilgilidir. 

 

* Dönemsel olarak klasik astrolojinin kapsamına giren yakınçağ öncesi astrologlar Uranüs, Neptün ve Pluto’yu bilmiyordu. Modern astrolojide ise “Jenerasyon Gezegenleri” olarak nitelendirdiğimiz bu üç gezegen ve Kiron (Chiron), astrolojik analizlere önemli ölçüde katılmaktadır. Modern astrolojide, özellikle son dönemde asteroitler de yoruma katılmaktadır, ki bunlar da klasik astrolojinin kapsamına girmezler. Benzer şekilde Varsayımsal Gezegenler de (Hypotetical Planets) bilinmiyorlardı. Modern astrolojide bunlar da kullanılmaktadır. Klasik astrolojide sadece geleneksel enstrümanlar kullanılmaktaydı: yedi geleneksel gezegen, ay düğümleri, Arap Noktaları, doğumdan önceki dolunay ve yeniay dereceleri (syzygy ya da SAN), Sabit Yıldızlar. Modern astrolojide ise bunların pek çoğu ya kullanılmamakta, ya da eski dönemlerde olduklarından farklı şekilde kullanılmaktadırlar.

 

* Klasik astrolojide, burçların hakkında yorum yapmaktan ziyade, burçların niteliklerinin listelendiğini görürüz. Eski metinlerde, burçlarla ilgili genel olarak onların element doğaları, harekete geçme tarzları, fiziksel katkıları gibi yaklaşımlar verilmiştir. Modern astrolojide ise, burçların elementlerinin, harita sahibinin kişiliğini tasvir etmek için kullanıldığını görürüz.

 

* Modern astrolojide kullanılan İkincil İlerletmeler (Secondary Progressions) ve Güneş Yayı Kadar İlerletmeler (Solar Arc) önemli öngörü araçlarıdır. Klasik astrolojinin kapsadığı dönemlerde bunlar kullanılmamaktaydı. Aslında İkincil İlerletmeler ilk kez, Rönesans dönemi astrologu Placidus di Tito’nun “Primum Mobile” kitabında görülmektedir. Ama bu tekniğin etkin bir şekilde kullanımı modern astrolojinin dönemine denk düşmektedir. Klasik astrologlar ağırlıklı olarak, günümüzde fazlaca kullanılmayan Birincil İlerletmeler, Kaydırmalar (Profections), Terim Yöneticilikleriyle İlerletmeler (Directing by Terms) ve Firdaria’ları kullanmışlardır (Gezegen Periyotları). Transitlerin kullanımı modern astrolojide en öncelikli sırayı alırken; klasik dönem astrolojisinde diğer tekniklerden sonra kullanılmaktaydı.

 

* Modern astroloji, bireylerin ihtiyari veya koşulsuz seçim yapma özgürlüklerine yüksek değer verme eğilimindedir. Modern astroloji bakış açısıyla öngörü ancak öğrenme, büyüme, dönüşüm ve öznel tavırlar anlamında ifade edilirse gerçekleştirilebilir bir şeydir. Klasik astroloji bakış açısıyla ise, insan ancak belli bir oranda özgürdür ve kaderin öngörülebilmesi de onun doğum haritasında belirlenmiş olan bazı limitlerini aşamamasından kaynaklanır. Klasik bakışla, insanın karakteri değişmez; sadece çevresinde oluşan şartlara uyum sağlamayı öğrenir.

 

Klasik tekniklerle çalışmanın sağladıkları

 

Klasik teknikler bize harita sahibi kişinin yaşadığı nesnel gerçekliği tasvir etme, hayattaki öncelikli motivasyonlarını saptama ve onun hayatındaki evlilik, çocukların doğumu ve nitelikleri, meslek, finans, sağlık, aile, ruhsal yaşam gibi olayları, kısacası insan varlığının tüm yönlerini doğru bir şekilde analiz edebilme ve ileriye dönük olayları saptayabilme yeteneği kazandırır. Doğru öngörünün anahtarı, eldeki gök haritasının iyi bir şekilde analiz edilmesinden geçer. Bunun için öncelikle haritayı analiz etme, yani betimleme yöntemlerini iyi öğrenmek gerekir. 

 

Klasik astroloji teknikleri istikrarlı ve kurallı bir yönteme sahiptir. Haritanın analizi, yani betimlenmesi ve bunun üzerine oturtulacak öngörüler için belirli kurallar koyar. Yaşamın genel akışını öngörür ve öncelikle ömrü büyük dilimlere ayırıp, daha sonra da bu dilimleri kendi içinde küçük zaman dilimlerine böler. Bu yaklaşım tümden gelim yaklaşımıdır.

 

Klasik yöntemler, kaderin hayatımızdaki etkisini daha kolay görebilmemizi ve anlayabilmemizi sağlarlar. Hayatımızın genel akışını ve pek çok ayrıntısını görebilmemizin nedeni de aslında bu kadersel etkilerin belli bir sistem ve düzen içerisinde işlemesidir. Bu işleyişin nasıllığını gök haritalarında çok net gözlemleyebiliriz. Zira, hayatlarımızdaki temalar ve olaylar, genel olarak kontrolümüz dışındadır. Geleceğe dönük pek çok şeyi doğrulukla öngörebilmemizin en önemli sebebi de budur.

 

Haritamızı doğru bir şekilde okumayı başardığımızda, bizi gereksiz yere yoran ve mutsuz eden şartları zorlamaktan vazgeçip; gerçek potansiyel ve yeteneklerimizin ne olduğunu, mutluluğu ve başarıyı hangi alanlarda yakalayabileceğimizi keşfetmeye başlarız. Bu bize hem önemli ölçüde zaman kazandıracak, hem de kendimizi doğru alanlara yönlendirebilme imkanı verecektir. Doğru analizler bize, nasıl bir yol üzerinde yürüdüğümüzü, gelecekte bizi nelerin beklediğini, başarı ve başarısızlık zamanlarını, girişimler için uygun zamanları tespit etmemiz için yol gösterecektir.

 

Klasik astroloji yöntemlerini kullanıp, gerek analizlerimizde, gerekse öngörülerimizde önemli ölçüde doğru tespitlere ulaşabiliriz. Fakat yüzde yüz kesinliğe ulaşılması beklenmemelidir. Çünkü insanın bilgisi sınırlıdır, sadece öngörebilir; her şeyin tamamını ve en doğrusunu ise sadece Allah bilir. Bu sanatla uğraşan kişinin haddini ve sınırlarını iyi bilmesi gerekir.